Aylık Arşiv Mayıs 2018

ileGülderen Kılıç

AİLE DİZİMİ ÇALIŞMASI

“Bilmek İyileştirir”

Aile dizimi bir grup çalışmasıdır; grup içinde kişiler çalışma yapmak isteyen kişinin ilişkide olduğu kişi veya duyguları oyun yoluyla yaşayarak uygulaması yapılan kişiye fark ettirir, bu  uygulaması yapılan kişiye şifa olurken oynayan kişilere de izleyicilere de faydalı olur. Çalışma sırasında aile dizimi hakkında da bilgiler verilecektir.

                        

 ÇEKİRDEK AİLESİ VE İLİŞKİLERİNİ,

KÖK AİLESİNDEKİ PSİKOLOJİK DİNAMİKLERİ,

Ve KENDİNİ ANLAMAK İSTEYEN  herkes bu çalışmaya katılabilir.

 

Uygulama Klinik Psikolog Gülderen Kılıç tarafından gerçekleşecektir.

Çalışma bir tam gün sürecektir.

Katılım sayısına göre gruplar oluşturulacaktır.

 

İletişim:

Tel: 0532 485 09 13.

Mail: gulderennn@gmail.com

Web sitesi: www.gulderenkilic.com

                                                                                                                                                  BakırköyİstanbulTerapi

 

 

 

ileGülderen Kılıç

Kimin Sınavı, Kimin Kaygısı?

Beynin hızla geliştiği, soyut becerilerin kazanıldığı, hormonal değişimle birlikte bedensel durumların kişiyi daha fazla kontrol ettiği bir dönem olan gençlik dönemi, gencin geleceğini de belirleyeceği bir dönemdir ve en büyük motivasyonları büyümektir.

Ergenin engellenme, hazzı erteleme, hedefe odaklanma gibi becerileri yetişkin düzeyde değildir, sınavlar da çocuğun bu becerilerini geliştirmede önemli araçlardır, sonuç ne olursa olsun kişisel gelişim, beyin gelişimi için bir kazançtır sınav süreci. Üniversite mezunu insanların daha az suça bulaşmasının bir nedeni de dürtü kontrolünü sağlayan prefrontal bölgesini daha çok kullanmasına bağlı olarak (düşünme, üretme, öğrenme süreçlerini yöneten bölge) daha gelişmiş olmasının da etkisi vardır. Çok sık olmasa da üniversite mezunu insanlarda da dürtü kontrolü gelişmemişse teknolojik ve bilgisini kötüyü kullanma şeklinde suç işleme eğilimi olabilir; toplumu yanlış yönlendirme, mesleğini kötüye kullanma gibi.

 Sosyal ve ekonomik koşullar sosyal medya teknoloji, anne baba ile ilişkiler çocuğun gelecekte ne olacağını belirleyen faktörlerdendir. Sınava girecek gençler bunları üzerinde taşıyarak sınava hazırlanırlar; ülkenin ekonomik koşulları, iş bulma stresi, anne-babanın beklentileri, kendisiyle ilgili beklentiler. Çocuğun motivasyonu, kendi gelişimi, gelecek kaygısı, geçmişin etkisi, bugünkü koşulların baskısı altında şekillenir. Çocuğun sosyal koşulları, sosyal uyumu iyiyse sınavla ilgili yükü de azalır, fakat bazı durumlarda sosyal ve ekonomik koşulları değiştirmek adına sınav önemli bir yer edinebilir kişi de.

Gelişimsel olarak sınava girdikleri yaşlardaki gençlerin uzun vadeli hedefler için kısa vadeli hazlardan vazgeçmeyi sağlayan beyindeki prefrontal korteks henüz gelişimini tamamlamamıştır. Sosyal medya ve teknolojinin kullanımı da çocuğu motive edebileceği gibi anlık hazzı tetiklediği için uzun vadeli amaçlar için yaptığı işe odaklanmasını azaltır, bozar. Anne-baba rahatlamak, kötü duygudan uzaklaşmak için sosyal medya ya da telefona yöneliyor ve uzun süre orada vakit geçiriyorsa, çocuğun bu çeldiricilere çok daha çabuk yönelmesine neden olur.

Anne-babalar kendi duygu, istek ve çatışmalarını çocuğa bilinçli ya da bilincinde olmadan aktarırlar. Anne ya da baba kendi okuyamamışsa çocuğun okumasını çok ister, çocuk anne babanın isteğini gerçekleştirse de bir şey eksik gibi hisseder ya da onların isteklerini gerçekleştiremeyecek diye yoğun baskı ve kaygı duyar. En önemlisi de çocuk anne babasıyla ilgili duygu ve çatışmalarını sınav üzerinden yaşar ve onlarla didişmenin aracı haline gelir sınav.

Anne babalar kendi geçmişine bağlı olarak, farkında olmadan çocuğun yetersizliğinden beslenir, çocuk yetersiz kaldığında kendilerini işe yarar hissederler. Bilinçli tarafları çocuk başarılı olsun, bilinçdışı yanları olmasın isteyebilir, çocuğa geçen bu karışık mesaj çocuğu da hem başarılı olmaya hem de başarısını sabote edecek davranışlarda bulunmaya yönlendirir.

Olumsuzlukların, başarısızlıkların aşırı önemsendiği ya da hiç önemsenmediği durumlarda sınav döneminde aile ve çocuk bu sürece hazırlıksız yakalanır. Sınav da iki seçenek vardır, başarı ve başarısızlık; başarısızlık seçeneğinin varlığı bile yoğun kaygı, panik yaratır, kişinin amaca yönelik davranışlarda bulunmasına engel olur, bu da kişide ümitsizlik, çaresizlik duygusuna neden olur.

Her sınav bir son yeni bir başlangıç için verilir. Ayrılık ve ayrışma gibi konularda yeteri kadar başarılı olamamış çocuklarda birey olmanın verdiği belirsizlik ve ne yapacağını bilememe hali sınavı olduğundan daha büyük bir mesele halini getirir.

Sınav kaygısında kişiler; ya başarısız olursam ya da sınavda hiçbir şey yapamazsam donup kalırsam, bayılırsam şeklinde terapiye gelirler. Başarısızlığın verdiği hayal kırıklığı, kaygı umutsuzluk bazen çaresizlik kendini değersiz hissetme, başarılı olup kendini değerli hissetme, mutlu olma gibi duygular  sınav süreci içinde yaşanabilecek duygulardır. Kişi bireyleşmiş, anne babadan ayrışmış ve ayrı bir kimliğe sahipse bu süreçte duygular hak ettiği kadar yaşanır. Bir miktar kaygı olması, negatif duygular olması öğrenmede aktif olmayı, beynin daha aktif çalışmasına katkıda bulunur.

Sınav kaygısı terapide nasıl ele alınır?

Sınavın anlamı kişiye buldurulur, anne-baba ya da yakın ilişkilerindeki sınavla ilgili duyguları kişinin duyguları ayrıştırılır.

Sınavın olası sonuçları ve yarattığı duygular konuşulur.

Çalışma daha uzun süreliyse kaygının kökeni ve nedenleri araştırılır, kişi serbest çağrışımla bu duygu ve düşünceleri boşaltır ve kaygıyla birlikte diğer kötü duygulara karşı benliği güçlendirilir.

İşbirliği yapıyorsa aile onlarla da çalışılır; kendi duygu ve davranışlarını fark etmeleri, genci olumsuz etkileyecek davranışlardan kaçınmaları için çalışmalar yapılır.

Gencin sınav anında kaygısıyla nasıl baş etmesi gerektiğiyle ilgili egzersizler öğretilir ( dikkatini başka yöne kaydırma, nefes egzersizleri, uzun bir çalışma ise kaygının ait olduğu kişiyi bulup ayrıştırma, bedensel duyumlarına odaklanma gibi).

Çocuğun sınava kaygısı düşük biriyle gitmesi uygundur, kaygı çok hızlı bulaşan bir duygudur, sınava giren ve kaygılı olan genci daha da kaygılandıracaktır,  bu konuda genç ve aile yönlendirilir.

Aileye çocuğa beynin işleyişi, öğrenme süreci anlatılır, kendisine özgü öğrenme yöntemi bulması sağlanır, kişinin kendine has öğrenme yöntemi ve plan oluşturması kişinin ona daha çok sahiplenmesine neden olur. Aileye de çocuğa da sınav sürecinin her aşaması ve sonuçları hakkında bilgilendirme yapılır.

ileGülderen Kılıç

Psikoterapi Öyküleri -B’nin Öyküsü-

Odaya girip karşıma oturduğunda  sanki anneannesi veya babaannesini bayram ziyaretine gelmiş bir gençti, resmiyet ve yakınlığı korumak ister gibi. Sevilmeyle beğenilme arasında gidip geliyor, dikkatlice bakınca kaçma, saklanma isteği görülebiliyordu.

Sen doğru olanı yap, ben kendim hallederim, tarifi ver, ben pişiririm der gibiydi. Söylediklerimi oldukça dikkatli dinliyor, çelişki arıyor, hem bulmak hem hiç bulmamak ister gibi kendi çelişkisinde bakışları dalgalanıyordu.

Ben de ise güven duygusu, tanıdıklık duygusu yaratıyordu (karşı aktarımına bak!) Yalnız, genç ve bir o kadar da kendine sahip çıkan hali vardı. Bu ilk izlenim, ilk his çalışmamızdan çok fazla yararlanabileceği, bu çalışmanın ona iyi geleceği ve benim kendi tarafımda ise anlaşılacağım duygusu. İyi bir başlangıçtı bu izlenimler. Terapilerde danışanlar çoğunlukla sizi anlamaz ya da anlamamazlıktan gelir(direnç), tekrar tekrar aynı şey konuşulur, farklı yerlerde, farklı zamanlarda yaşanılanlar arasında bağlantılar kurularak ruhsal farkındalığın olacağını bilmenin sabrıyla denenir, tekrar denenir. Bir yorumun, bir bakışın danışanda yarattığı anlamanın verdiği şaşkınlık, acı, farkındalığın hazzını görmek bu meşakkatli yolun limanıdır, fırtınalı ya da tekinsiz sessizlikteki denizde bir limana ulaşmak gibidir.

Sosyal kaygı yaşadığını, çok rahat olmadığını en çok da başlayıp bıraktıklarını(üniversite, yurt dışı) anlattı, bedenini tutup aralarda gülüşünü kaçırdığı oluyordu, durumu hafifletmek, kendini korumak istiyordu, kimden? Benden, kendinden, anne-babasından belki.

Tedirginliğinin nedeni neydi, neden bacaklarını birleştiriyor, vücudunu içeri doğru kapatıyordu. Penisi kaybolsun istiyordu, pensinden utanıyordu, nedendi? Eşcinsel olduğunu bu arada diye başlayan bir cümleyle söylemiş bir daha bu konuyu açmamıştı.

Sıkılma, sıkıştırıldığı yerde bir süre uyum sağlayıp sonra patlayıp gidiyordu-söylediği- bana bakarken gözlerinde gelip giden yıkabileceklerinden acı duyduğunu görebiliyordum, sanki yardım et seni de parçalamayayım, lütfen sen dayan pisliklerime der gibiydi.

Dayanıyordum, dayanabiliyordu ben ona o bana şaşırıyordu. Şaşkınlığında bana yakın mı uzak mı duracağını bilemiyordu, bense şaşkınlığına bazen uzak bazen yakın duruyordum .