Yıllık Arşiv 2019

ileGülderen Kılıç

A.’nın “A’nın Öyküsü’ne” yanıtı

Bu yazıyı ilk okuduğumda çok ağlamıştım ve yaşadığım yolu,tecrübeyi ya da dönüşümü anlatabilmek bu yazıdan iki yıl kadar sonrasında gerçekleşebildi.Başlangıçta ilk gittiğim halde çıkmazlar içindeydim.Hala hatırlıyorum ruh halimi.16 yaşında bir insan ne kadar çıkmaz içinde olabilir.Çıkmazlar içindeydim.Zihnim karanlık bir odada hapis gibiydi ve selin ortasında uzatılan bir dal gibide tutundum terapiye.Benim acabalarım yoktu,amalarım yoktu başka şansım yoktu başka çıkışım yoktu.Bende öyle tutundum ki doğduğumda hayata tutunduğum gibi.Başlangıçta inancım yoktu , zaman geçtikçe önce yaralarımı iyileştirdim sonra kendi varlığımın farkına vardım.Tuhaf şey bir hayat yaşıyorsun herşeyi anlıyorsun ama kendi varlığını tanımayı sonradan öğreniyorsun.Kendi varlığımın farkına vardığımda birşey daha oldu.Kötülerim kötü olmaktan çıktılar,insan olmaya ait durumlar oldu.Önce kendime karşı bir hoşgörü oluştu içimde sonra etrafıma.Sonra birşey daha oldu daha az dışarıdan beklentisi olan bir insan oldum.Kendimi o kadar çok hissettim ve bu bana öyle iyi geldi ki mutluluğun oyuncaklarla olmadığını anladım ve insanlarla da alakalı değildi.Sorunlarımın sadece yarısını çözdüğümü biliyorum ama o yarısında bile zihnimin karanlık bir odadan ferah bir ormana açıldığını hissediyorum.Burada terapistimi insan olarak sevmemle birlikte süreç içinde benim terapimde bu gelişti,terapistimin en iyi yanı şuydu bana herkes nerede hatam olduğunu zaten gösteriyordu.Bana gerçek anlamda bir çözüm yolu öneren ve bu çözüm yolunu uygulanabilir kılan kimseyi bulamadım ve terapistim bana bunu sağladı.Sorunlarımı ait olduğu yerde çözmüş oldum iç dünyamda ve tek çözümünde burada olduğunu ve olabileceğini gördüm.Ona nasıl teşekkür ederim bilmiyorum ama bu yazıyı yazdığında çok duygulanmıştım çünkü hayattaki çabamı ve varoluşumu gören bir göz bile bulmak kendimi gerçekleştirme hissini bana yaşattı ve beni özgürleştirdi.Artık başka gözler için değil kendim için varolabiliyorum.
Herşey için teşekkürler.sevgim ve saygım seninle.

ileGülderen Kılıç

nevrotik kişilik

Psikanalizin kurucusu Freud; nevroz, nevrotik kavramlarını belli semptomları gösteren psikolojik rahatsızlıklar için kullanmış, bu kavramla birlikte kuramını geliştirmiştir. Kuramsal ve bilimsel gelişmeler sonucunda pek çok yeni psikolojik olgu, hastalık tanımlanmasıyla birlikte ruh sağlığı alanında nevrotik kavramının etkisi azalmıştır, fakat kavram yine de günümüzde güncelliğini korumaya devam etmektedir. Nevrotik tanısı o dönemler hastalığın şiddetini vurgularken şimdilerde daha hafif düzey patolojiyi, üst düzey kişilik örgütlenmesini tanımlamaktadır; nevrotik yapılanmanın özelliklerine sahip bireyler toplum içinde var olabilen, ego gücü yüksek, gerçeklik algısı nispeten iyi, yaratıcılığı ve üretkenliği devam eden bireylerdir. Nevrotik yapıdaki bireylerin terapiye yönelmeleri; yoğun kaygıya bağlı semptomların artması, kayıp, yas, ayrılık ya da büyük felaketler karşısında egolarının zayıflaması sonucudur, terapide güven ilişkisi kurulduktan sonra uyumlu ve iyileşmeye karşı motivasyonları yüksek görünürler fakat içsel farkındalık ve değişim için sorumluluk almakta zorlanabilirler, terapistle danışan arasında kurulan sağlıklı ilişki bu zorlukların aşılmasını kolaylaştırır. Terapilerinde bir çok farklı yöntemin kullanılmasına açık danışanalardır; Bilişsel-Davranışçı Terapi, Psikodinamik Terapi, Psikanaliz, Beyin Temelli Yaklaşım, EMDR, EFT, Aile Dizimi gibi yöntem ve teknikler kullanılabilir.